Güncel Haber, Tanıtım, Objektif_Realist Yorum, Milli Analiz, Tarafsız İnceleme, Bağımsız Araştırma,
16 Eylül 2017 Cumartesi
ÖNEMLİ "Duyuru ve Bilgi" 19 Mayıs 1924'de 1. Toplanan Haliç Konferansının İkincisi: "II. Haliç Konferansı, 23 Eylül 2017'de İstanbulda Toplanıyor" & EK: "Molla Mustafa Barzani'nin Adnan MENDERES'e Mektubu"
25 Ağustos 2017 Cuma
adalet kurultayı, 26 - 29 Ağustos, "Salı ve Çarşamba günleri" ÇANAKKALE & Yasemin Öney Cankurtaran, Genel Başkan Yardımcısı Tanıtım ve Halkla İlişkiler
Adalete atılan adımlardan sonra Türkiye'de mevcut olan, olmasını istediğimiz ve olması gereken adalet sistemini konuşacağız. Adalete dair söyleyecekleri olan ve adalete özlem duyan herkesle buluşmak dileğiyle Adalet Kurultayı programımızı paylaşıyoruz.
Saygı ve sevgilerimizle,
Yasemin Öney Cankurtaran
Genel Başkan Yardımcısı
Tanıtım ve Halkla İlişkiler
Yasemin Öney Cankurtaran
Genel Başkan Yardımcısı
Tanıtım ve Halkla İlişkiler
PROGRAMLARI GÖRMEK İÇİN, LÜTFEN "AŞAĞIDAKİ LİNK'LERİ TIK'LAYINIZ"
8 Ağustos 2017 Salı
Hüseyin Hakkı Kahveci “ATATÜRK’ÜN YASAKLANAN KİTABI” 81 Yıl Sonra Tekrar Yayında
“ATATÜRK’ÜN
YASAKLANAN KİTABI”
81
YIL SONRA TEKRAR YAYINDA
Atatürk’ün Yasaklanan
Kitabı
“Yahudi Casus Suzy Liberman’ın Anıları”, Hüseyin Hakkı Kahveci’nin kaleminden günellenerek
Ulak Yayınları’ndan çıktı.
“Atatürk’ün Yasaklanan Kitabı”
Siyonizmin gelişim sürecine ve devletleşmesine farklı bir bakış getiren,
günümüz olaylarıyla bağlantısını kuran, Mescid-i Aksa tartışmalarının güncel
olduğu bir dönemde her bakımdan tartışma yaratacak bir kitap.
Suzy
Liberman, aslında Ortadoğu coğrafyasının Türk milleti elinden çıkmasına sebep
olan derin casusluk mesleğinin kitabını yazmış, Polonya doğumlu Yahudi kadın
casus. Osmanlı’nın Filistin’i kaybetmesinde başrol oynamış isimlerden ve bu
esnada yaptıklarının askeri strateji ve istihbari güvenlik açısından, Atatürk
tarafından Türk milleti adına tekerrür etmesin diye 1935 yılında tüm subay ve
astsubaylara kitap olarak dağıtılmıştır.
Bu
olaylar yaşanırken Mustafa Kemal Atatürk, Süveyş Kanal Muharebe’sinde Osmanlı
ordusunu komuta ediyordu. İşte mağlubiyeti getiren sonuç belliydi. Nili Yahudi
yerel istihbarat örgütü, İngiliz ordusuna Osmanlı ordusunun geri planı hakkında
bilgi aktarıyordu. Kudüs bu yüzden kaybedilmişti.
Bu
tarihsel arka planın tanığı Mustafa Kemal Atatürk, bu kitabı tüm subaylara
dağıtılmasıyla kalmamış, Siyonist İsrail devletinin kuruluş sürecinde, 1937
yılında şunları söylemek durumunda kalmıştı:
“Şimdi
kendimize kafi derecede güvenip ve kudretimizi bildiğimiz için, İslamiyetin
mukaddes yerlerinin Musevilerin ve Hristiyanların nüfuzunun altına girmesine
mani olacağız. Buraların Avrupa emperyalizminin oyun sahası olmasına müsaade
etmeyeceğiz. Biz şimdiye kadar dinsiz ve İslamiyete lakayt olmakla ittiham
edildik. Fakat bu ithamlara rağmen peygamberin son arzusunu yani, mukaddes
toprakların daima İslam hakimiyetinde kalmasını temin için hemen bugün kanımızı
dökmeye hazırız.”
ATATÜRK
tarafından basılma emri verilen “Yahudi Casus Suzy Liberman’ın Anıları” hikâye
tadında bir istihbarat kitabı olmasına rağmen, içerisinde stratejik ve saklanan
bilgiler içermektedir. Bütün Türk Milleti tarafından özellikle, ibretle ve
mutlaka okunsun diye Mustafa Kemal ATATÜRK tarafından bizzat basılma emri
verilen bu kitap; Atatürk tarafından kurulan devletin kurumları tarafından 1936
yılında talimatla toplatılarak yasaklanmıştır.
4 Ağustos 2017 Cuma
"ZIVANADAN ÇIKTILAR!.. İYİCE KÜSTAHLAŞTILAR" AK Parti yöneticisi Oğan: Şimdi yeni bir devlet kuruyoruz, bu devletin kurucu lideri Tayip Erdoğan!... (CNN TÜRK 04 Ağustos 2017 - Canlı Yayın)
AKP MKYK ÜYESİ AYHAN OĞAN’DAN SKANDAL SÖZLER: “BİZ YENİ BİR DEVLET KURUYORUZ, KURUCU BAŞKANI DA ERDOĞAN’DIR”
AKP MKYK üyesi Ayhan Oğan katıldığı bir televizyon programında "Biz yeni bir devlet kuruyoruz, bu devletin de kurucu başkanı Recep Tayyip Erdoğan'dır." dedi. (04 Ağustos 2017 Cuma) AKP MKYK üyesi Ayhan Oğan katıldığı bir televizyon programında “Şimdi biz yeni bir devlet kuruyoruz, beğenin beğenmeyin bu yeni devletin kurucu lideri Tayyip Erdoğan’dır” dedi. Programa katılan CHP Mersin milletvekili Aytuğ Atıcı, Oğan’ın bu sözlerine sert tepki gösterdi. Atıcı, “Yeni bir devlet?” diyerek sözü tekrar etti ve Oğan da aynı sözleri tekrar ederek, dil sürçmesini olmadığını tasdikledi.
İşte o skandal sözler!
1 Ağustos 2017 Salı
GAMZE BAL: HALKA (İHRAÇTAN İADE) ZEHİRLİ (GDO'LU, HORMONLU, HASTALIKLI VE MİKROPLU) ÜRÜN YEDİRİYORLAR. STOKLAR BİTİNCEYE KADAR ZEHİR TÜKETMEYE DEVAM
GAMZE BAL: "STOKLAR BİTİNCEYE KADAR ZEHİR TÜKETMEYE DEVAM!.."
Klorpirifos zehiri içeren bitki koruma ürünü kullanımını 80 bin tona çıkaran
Türkiye’nin ihraç ettiği gıda ürünleri iade edilirken; iç piyasada satılarak
sofralara taşınıyor. (29 Temmuz 2017)
ZEHİRLİ MADDE KALINTILARI NEDENİYLE İHRAÇTAN “İADE EDİLEN” GIDA ÜRÜNLERİ İÇ PİYASAYA!.. (DOMUZ YAPMAZ BUNLARIN YAPTIĞINI)
ZEHİRLİ MADDE KALINTILARI NEDENİYLE İHRAÇTAN “İADE EDİLEN” GIDA ÜRÜNLERİ İÇ PİYASAYA!.. (DOMUZ YAPMAZ BUNLARIN YAPTIĞINI)
En korunaklı
üretimin gerçekleştiği gıda ürünleri olarak belirtilen ihracat ürünlerinin
zehirli madde kalıntıları sebebiyle Türkiye’ye iade edilmesi, dikkatleri iç
piyasada tüketilen gıdalara çekti. Geçen yıllarda çiçek tripsi ve domates
güvesi gibi zararlılar nedeniyle geri gönderilen gıda ürünleri, bu yıl en çok
klorpirifos zehri nedeniyle iade ediliyor. Buna göre Türkiye’nin, Avrupa
Birliği’ne (AB) ihraç ettiği gıda ürünlerinde 2013 ve 2014’te klorpirifos
kalıntısı bulunmazken; 2017’de bu oran üst seviyelere çıktı. Zehrin AB’de
2015’in Ocak ayında yasaklanmasının ardından Türkiye’de de 31 Mayıs 2016’ya
kadar piyasadan toplanıp, satışının yasaklanmasına karar verilmişti. Zehrin
imalatı ve ithalatı durdu ancak, mevcut stoklar bitinceye kadar kullanılmaya
devam ediliyor. Bu, iç piyasada tüketilen domates, biber, patlıcan, elma,
armut, şeftali ve üzüm aracılığıyla zehrin yurttaşın sofrasına taşınması demek.
‘İMHA EDİLMELİ’
‘Tarımsal ürünlerin üretiminde böcekleri öldürmek için kullanılan pestisit’
olarak nitelendirilen klorpirifos zehrinin, stoklarda en az yıl sonuna kadar
bitmeyeceğinin uyarısını yapan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Genel
Başkanı Özden Güngör, "Bu ürünlerin imha edilmesi gerekir. İç piyasada satışa
sunulması sunulması anne karnındaki bebeği bile zehirler"dedi.
SATIŞ SÜRÜYOR
7’sini ihraç eden Türkiye’de en fazla domates, biber ve asma yaprağında klorpirifos aktif maddesi görülüyor. Zehrin bayi satışlarına, toplatılma kararı olmasına rağmen devam ediliyor. Bu da, iç piyasada tüketilen gıda ürünlerinin zehir içermesi tartışmasını beraberinde getiriyor.
7’sini ihraç eden Türkiye’de en fazla domates, biber ve asma yaprağında klorpirifos aktif maddesi görülüyor. Zehrin bayi satışlarına, toplatılma kararı olmasına rağmen devam ediliyor. Bu da, iç piyasada tüketilen gıda ürünlerinin zehir içermesi tartışmasını beraberinde getiriyor.
İHRACATI
DÜŞÜRÜYOR
2016’da 18 milyon 694 bin ton meyve; 28 milyon 629 bin ton yas sebze üretimi
gerçekleştiren Türkiye, bitki koruma ürün kullanımını artırdı; bu sayı ilaç
firmalarının ithalatı da göz önüne alındığında 80 bin tona çıktı. Avrupa, Rusya
ve Ortadoğu’ya yapılan ihracatın son 2-3 yılda ciddi derecede düştüğünü ifade
eden Güngör, kullanılan tarımsal ilaçların da bu düşüşte etkili olduğunu söylüyor.
Buna göre, ilaç kalıntısı ve klorpirifos içeren bitki koruma ürün kullanımını ,
en çok ihracatın yapıldığı AB ülkelerinde hızlı alarm sistemiyle farkedilip
iade ediliyor.
DENETİM EKSİK
Klorpirifos içeren bitki koruma ürünlerinin Türkiye’de kullanımının devam etmesinin, fiyatının ucuz ve kullanım alanının geniş olması sebebiyle insan, canlı ve çevre sağlığını olumsuz etkilemeye devam edeceğini belirten Güngör, kalıntı sorunlarının yaşanacağını dile getirdi. Türkiye’de en çok kullanılan ilaçların Glifosat ve klorpirifos aktif maddesi olduğunu anlatan Güngör, "Ülkemizde bu ilaçların kullanımını denetleyecek mekanizmalar eksik. Bu sebeple böyle sorunlar yaşanıyor" dedi.
Klorpirifos içeren bitki koruma ürünlerinin Türkiye’de kullanımının devam etmesinin, fiyatının ucuz ve kullanım alanının geniş olması sebebiyle insan, canlı ve çevre sağlığını olumsuz etkilemeye devam edeceğini belirten Güngör, kalıntı sorunlarının yaşanacağını dile getirdi. Türkiye’de en çok kullanılan ilaçların Glifosat ve klorpirifos aktif maddesi olduğunu anlatan Güngör, "Ülkemizde bu ilaçların kullanımını denetleyecek mekanizmalar eksik. Bu sebeple böyle sorunlar yaşanıyor" dedi.
SAĞLIĞI BOZAN
‘PAZAR ‘
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, her yıl 3 milyon kişi zirai ilaç zehirlenmesine maruz kalıyor. Her yıl en az 20 bin tarım işçisi de zirai ilaç uygulaması sebebiyle ölüyor. Bu ilaçların kullanımının tüketicilerde yarattığı hastalık ve ölüm vakalarının sayısal olarak tespitinin mümkün olmadığını belirten Özden Güngör, gıdalardaki kalıntıların vücutta biriktiğini söyledi.
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, her yıl 3 milyon kişi zirai ilaç zehirlenmesine maruz kalıyor. Her yıl en az 20 bin tarım işçisi de zirai ilaç uygulaması sebebiyle ölüyor. Bu ilaçların kullanımının tüketicilerde yarattığı hastalık ve ölüm vakalarının sayısal olarak tespitinin mümkün olmadığını belirten Özden Güngör, gıdalardaki kalıntıların vücutta biriktiğini söyledi.
SATIŞ TUTARI 600
MİLYON AVRO
Zirai ilaçların yüzde 30’u Akdeniz Bölgesi, yüzde 17’si İç Anadolu Bölgesi, yüzde 19’u Marmara Bölgesi, yüzde 18’i Ege Bölgesi ve yüzde 12’si Güney Doğu Anadolu Bölgesi’nde kullanılıyor. Türkiye’de tüketilen pestisitin yıllık satış tutarı ise 600 milyon Avro’yu geçiyor.
ALINTI & BAĞLANTISI: Zirai ilaçların yüzde 30’u Akdeniz Bölgesi, yüzde 17’si İç Anadolu Bölgesi, yüzde 19’u Marmara Bölgesi, yüzde 18’i Ege Bölgesi ve yüzde 12’si Güney Doğu Anadolu Bölgesi’nde kullanılıyor. Türkiye’de tüketilen pestisitin yıllık satış tutarı ise 600 milyon Avro’yu geçiyor.
11 Temmuz 2017 Salı
"DOĞUMUNDAN ÖLÜMÜNE ATATÜRK" Tarihçi, Araştırmacı, Yazar CENGİZ ÖNAL TARAKÇIOĞLU
Beklenen
muhteşem kitap değerli ATAYURT okuyucuları ile!..
DOĞUMUNDAN ÖLÜMÜNE ATATÜRK
CENGİZ ÖNAL
TARAKÇIOĞLU
“Atatürk İlke ve Devrimleri ile Atatürkçü Düşünce Sistemi ve Laik Cumhuriyet
Rejimi’ni, ellerine geçirdikleri her fırsatta yok etmek isteyen malum
zihniyetin, bugüne kadar aldıkları yol ve ulaştıkları nokta hepimizce
bilinmekte ve görülmektedir.
Bir yandan Laik Cumhuriyet’in bütün erdemlerinden sonuna kadar yararlanan ancak
diğer taraftan da Ulusal Tarihimiz’i hurafe, yalan ve uydurmalarla
değiştirmekten, hatta yok etmekten geri durmayan bu zavallı kesim, kin, nefret
ve hınç duygusuyla hareket etmektedir. Oysa üzeri örtülemeyecek bir gerçek;
Tarihini Bilmeyenlerin Geleceklerini Kuramayacaklarıdır…
Bu aşamada bizi Biz yapan değerlere hak ettiğini verebilmek ve Mustafa Kemal
Atatürk ve O’na ilişkin değerler hakkında, Türk Ulusu’na doğru ve gerçek
bilgileri aktarabilmek için gerek araştırmalarında, gerekse makaleleri ve
hazırlığı içinde olduğu kitaplarında, çalışmalarını bir kuyumcu titizliği ile
sürdüren ve dolayısıyla büyük bir sorumluluğun gereğini inanç ve kararlılıkla
yapmaya çalışan Tarihçi, Araştırmacı, Yazar CENGİZ ÖNAL TARAKÇIOĞLU’nu kutlar,
kendisine kolaylık ve başarılar temenni ederim.”
Turgut ÖZAKMAN -
2008 / ANKARA
4 Temmuz 2017 Salı
Hasan Emre OKTAY "Doğruların Gizli Orduları Vardır" diyen; Yıllardır hak, hukuk, adalet, demokrasi ve fazilet mücadelesi veren: Gazeteci, Araştırmacı, Kanaat Önderi, Türk Düşünürü - Çilekeş Yazar,
HASAN EMRE OKTAY Hakkında;
"H. Emre Oktay,
27 Mayıs 1960 darbesinde 13 yaşındaydı. İstanbul Emniyet Müdürü olan
babası Faruk Oktay Yassıada'ya götürüldü. Darbe mahkemesinde idamla
yargılanacaktı. Sonuçları önceden kararlaştırılmış olan kurgu mahkeme daha
başlamadan Faruk Oktay'ın ölüm haberi geldi. Babasının hangi şartlarda
öldüğünü, daha doğrusu öldürüldüğünü ortaya çıkarmak için Hasan Emre Oktay uzun
yıllar uğraştı, araştırdı.
H. Emre
Oktay'ın kitabı, Yassıada ve darbe günlüklerinde yaşananları anlatıyor,
büyük babam Celal Bayar, Adnan Menderes tüm DP milletvekillerinin götürüldüğü
Yassıada'yı hissederek yazıya dönüştürüyor. Kendisine gönülden teşekkür ediyorum.”
Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali
HASAN EMRE OKTAY
"1947
yılında İstanbul Kalamış'ta doğdu. 13 yaşında iken ailesi ile birlikte, 27
Mayıs 1960 Darbesinin ve destekçilerinin acımasız davranışlarına muhatap oldu.
Darbe öncesi İstanbul Emniyet Müdürü olan babası Faruk Oktay Yassıada'da
sorgulamalar sırasında öldü???
İstanbul
Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü, ICS Fitness and
Nutrition Cerification... Ruh sağlığı amaçlı fitness programları organize etti.
Ege Seramik AŞ. Paşabahçe Tic. Ltd. gibi şirketlerde çalıştı, bir
süre de serbest çalıştıktan sonra 1996 yılında SSK'dan emekli oldu. Bu tarihten
itibaren tüm çalışmalarını sosyal psikoloji ve yakın tarihimize yöneltti. 27
Mayıs darbesi ile ilgili anılarını 'Yassıada' adlı
kitabında topladı. 27 Mayıs ve Yassıada yaşantısının öykü-belgesel tarzında 'Adnan Menderes Nasıl Öldürüldü' adlı
kitabında okuyuculara sundu. 1950-60 DP dönemini ve 27 Mayıs Darbesinin
içyüzünü 'Yalanlar Aldananlar ve 27
Mayıs' kitabında irdeledi. Çeşitli dergilerde ve TV yapımlarında DP dönemi,
27 Mayıs, Yassıada ve yakın tarihimize psikolojik açıdan bakan programları
yayımlandı. Ayrıca 'Kıbrıs Sorunu', 'Ermeni Sorunu' adlı kitapları
yayımlanmıştır.
İç Mimar Ülkü Oktay ile evli olan H. Emre
Oktay'ın Nimet Zeynep Oktay adında bir kızı vardır. Halen İstanbul
Fenerbahçe'de oturmaktadır.
AKİS MEDYA
TANITIM, REKLÂM, BASIM VE YAYINCILIK HİZMETLERİ LTD. ŞTİ.
Tel: 0 212 698 55 05
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








