5 Şubat 2018 Pazartesi

"Abdullah ÇATLI, Abdullah ÖC ALAN, Mehmet EYMÜR..." Kullanılanlar ve KULLANANLAR!.. İLGİNÇ BİR FOTOĞRAF VE İDDİA... 05.02.2018 // Süleyman ÇELİK

Kullanılanlar ve KULLANANLAR!..
İLGİNÇ BİR FOTOĞRAF VE İDDİA...

İlk kez ortaya sürülen bir fotoğraf. Böyle fotoğrafları herhangi birinin servis etmesi olası değil. Örneğin, Hulusi Akar'ın üsteğmenken Londra'da Abdullah Gül, Fehmi Koru ve Şükrü Karatepe ile 2-3 fotoğrafı ve Lise öğrencisi iken Necip Fazıl ile başka bir fotoğrafı servis edilmişti. Bunları servis eden kendisiydi; demek istiyordu ki "ben makam için şimdi böyle olmadım. Eskiden beri AKP görüşündeydim." Nitekim Atatürk ve laik demokratik Cumhuriyet karşıtı Nuri Pakdil'i, evinde ziyaret etmesini de aynı nedenle basına servis etmiştir.
Bu fotoğrafı MİT ya da başka bir istihbarat örgütü servis etmiş olabilir. Altındaki yazıya bakılırsa dışarıdan servis edilmiş olması olasılığı daha fazla. Çünkü Türkçesi kötü, yazım yanlışları var ve İngilizce klavyede olmayan küçük 'ı' yerine 'i' , yumuşak g yerine 'g' vb. yazılmış.
Bugün bilmiyorum ama o yıllarda MİT, CIA ile iç içe idi. Mehmet Eymür'ün de Amerika'nın adamı olduğu biliniyor. Bununla birlikte Amerikalıların servis etmiş olabileceklerini sanmıyorum. Aramız zaten bozuk, iyice bozmak istemezler. O zaman KGB'nin eline geçmiş ve şimdi Amerika ile aramızın iyice açılmasını isteyen Rusya'nın servis etmiş olması, olası olabilir mi!?
Aslında 60'lı ve 70'li yıllarda sağda ve solda vuruşanların aynı kaynaklar tarafından silahlandırılıp kullanıldıkları, sağduyu sahipleri tarafından biliniyor ve vuruşanlar uyarılıyordu. Ancak gençler, kendilerini vuruşturanlar ile onların içimizdeki uşaklarını dinliyor, sağduyularıyla kendilerini uyaranlara kulak asmıyorlardı.
Kendilerine solcu diyenler bölünmüş parçalanmış, neredeyse sosyalist literatürde adı geçen her kişinin adını taşıyan bir örgüt kurulmuştu; Leninci, Stalinci, Troçkici, Maocu, Enver Hocacı vs. gibi...
Ayrıca kendi aralarında da fraksiyonlar oluşmuştu. Örneğin, MAO'cu olduklarını iddia eden 5-6 fraksiyon vardı ve bunlar daha çok kendi aralarında vuruşuyorlardı.
Sevgili Uğur Mumcu'nun bu konuda çok yazısı vardır. Bu yazıları kitaplarında bulabilirsiniz. Örneğin, sağdan ve soldan öldürülen iki gencin otopsi raporu ve balistik incelemeler, ikisinin de aynı silahtan çıkan kurşunlarla vurulmuş olduklarını gösteriyordu.
Yurda kaçak olarak sokulan ve vuruşanlar tarafından kullanılan Amerikan kaynaklı silah ve mermiler, komünist Bulgaristan üzerinden Türkiye'ye sokuluyordu. Bulgaristan'ın Sovyetler Birliği'nden habersiz soluk alması olası değildi vs...
Yani o yıllarda "kimin eli kimin cebinde belli değildi ama tek bilinen vuruşan ve öldürülen gençlerin kullanıldıkları gerçeği idi." Aslında bilmesi gereken MİT de kullanıldığı için bilmiyorduk!..
Günümüzde de değişen bir şey yok; gene kullanılan uşaklar, piyonlar ve örgütler var.
Gene gerek ülkemizde gerek bölgemizde büyük acılar yaşanıyor.
Gene sağduyuya davet edenler değil, sesleri daha çok çıktığı için vuruşturanlar ile onların uşakları dinleniyor...
Sonuç olarak emperyalizm bu topraklarda yıllardır cirit atıyor... Akıl ve bilimi kılavuz edinip sağduyuyu bulana kadar da bu acıları yaşayacağız…
Süleyman Çelik (scelik44@gmail.com) [Turkish Forum - E Turkiyeyiz Biz]

31 Ocak 2018 Çarşamba

11 Ocak 2018 Perşembe

KİTAP, "EKREM HAYRİ PEKER" YEŞİM TAŞI ÖN TÜRKLER VE TÜRK TARİHİNDEN KESİTLER,

Merhaba Arkadaşlar
Ön Türk tarihi üzerine yeni çalışmamı çevrenize duyurur musunuz. 
Kitabımı İntenetten, Kastaş Yayınevinden ve Büyük kitabevlerinden temin edebilirsiniz.

YEŞİM TAŞI ÖN TÜRKLER VE TÜRK TARİHİNDEN KESİTLER
Bu çalışmamda İlk Çağ ve Yakın Çağ Türk tarihi üzerine yazılarım yer alıyor. Boğa Kültürü, Tarih Türklerle Başlar, Anua (Türkmenistan),Sümer ve Mısır bağlantıları, Tuna Boyundaki son Oğuz Devleti, Balkanlar, Batı Trakya ve Teşkilat-ı Mahsusa konulu yazılarım tarihseverlerin ilgisini çekecektir.
Polonyalı dil bilimci Tadeusz Kowalski; “Dobruca ve Deliorman Türk ağızlarında
birbirini izleyen ve ilk ikisi Osmanlıların gelişinden önceki döneme çıkan,
üçüncüsü Osmanlı döneminde Türkçeleşmiş öğelerle Türk topluluklarına tabakanın
var olduğunu” yazar.
İki Çinli müzisyen Gansu’da yaşayan Sarı Uygurların klasik şarkılarıyla Macar klasik müziği arasındaki benzerlikleri fark etmişler; Sarı Uygurların klasik müziklerindeki ses tonların Macar klasik müziğindeki benzerliğini araştırmışlar, bu müziğin göçle taşındığına karar vermişlerdir. Doğu ve Batı’daki bu halk şarkıları arasındaki benzerlik onların aynı kaynaktan çıkmış olmasından ileri gelmektedir.
Bu tür benzerlikleri yazıya döktüm.

23 Aralık 2017 Cumartesi

SARIKAMIŞ "90 Bin Kardan Adam" 22 Aralık 1914-22 Aralık 2017 RUHLARI ŞÂD OLSUN. İhsan TOPÇU

İhsan Topçu
22 ARALIK 2017 - CUMA

Binlerce şehit ne demektir, hiç düşündünüz mü? Şehit oldu, deyip geçiyoruz genellikle. Geride kalan gözü yaşlıları düşündüğümüzde tablonun ne kadar acı olduğunu daha iyi anlıyoruz. Tek evden söz edeyim size, durumun vehameti netleşsin. Rahmetli babaannem, altı aylık ve dört yaşında iki oğluyla bir başına kaldı. O çocukların o koşullarda nasıl büyüdüğünü hiç düşündünüz mü? Sarıkamış, Çanakkale, Balkanlar ve daha nicelerini aklımızdan çıkarmayarak bu toprakların şehitler yurdu olduğu gerçeğini hiç unutmamalıyız. Bu cümlelerin devamını mutlaka içinizden sürdürüyorsunuzdur.

14 Aralık 2017 Perşembe

BİR DEVRİN HAFIZASI "RASİM CİNİSLİ" 1965 MTTB Genel Başkanı, ADALET PARTİSİ (1969) VE DEMOKRATİK PARTİ (1973) ERZURUM MİLLETVEKİLİ, DYP İSTANBUL İL BAŞKANI (1994)

BİR DEVRİN HAFIZASI 
Rasim CİNİSLİ
Kitap Hakkında
Erzurum'un köklü ailelerinden birinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Genç bir üniversite öğrencisi olarak geldiği İstanbul'da kendini politik bir ortamın içinde buldu. İstanbul Hukuk Fakültesi'nde öğrenciyken dönemin önemli fikir adamlarıyla tanıştı. 
27 Mayıs yargılamalarına tanıklık etti. Zorlu bir mücadele sonunda MTTB genel başkanı oldu. Kendi deyimiyle "İnançlı genç bir kadronun neleri başarabildiğinin onurlu heyecanını burada yaşadı." Başkanlık dönemi boyunca unutulmaz faaliyetlere imza attı. Gençlik lideri olarak başarıları onu siyasetin içine çekti. Adalet Partisi'nden Erzurum milletvekili seçildi. Süleyman Demirel'e muhalif 41'ler Hareketi içinde yer aldı. Demokratik Parti'nin kurucularından oldu ve 1973 seçimlerinde yeniden parlamentoya girdi. Aktif politikaya uzun bir süre ara verdikten sonra 1990'lı yıllarda Tansu Çiller'in davetiyle DYP İstanbul İl Başkanı oldu. Ancak kısa süre sonra istifa etti.
İlkelerinden taviz vermemesiyle ve son derece dürüst kişiliğiyle politika sahnesinde saygınlık kazanan Rasim Cinisli, yakın tarihimizde bizzat tanıklık ettiği önemli olayları, unutulan veya unutturulmak istenen gerçekleri içeren "bir devrin hafızasını" okurla paylaşıyor.
27 Mayıs'ın arkasında kim ya da kimler vardı? 
Darbeler ülkenin geleceğini nasıl etkiledi?
Milletimizin en kıymetli varlığı gençliğe nasıl kıydılar? 
12 Mart 1971 Muhtırası'nın ardından Cevdet Sunay'ın "derin ve sonu karanlık bir çıkmaz" dediği tehlike neydi? 
"Başarılı olsalardı Türkleri Sibirya'ya süreceklerdi" diyen başbakan kimdi? 
Yurtdışından uzanan ellere kimler kucak açtı? 
Osmanlı Hanedanı'nın Türkiye'ye dönüşüne izin veren yasa hangi koşullarda kabul edildi?
12 Eylül'de Kenan Evren Türkiye'nin elindeki en büyük kozu Yunanistan'a nasıl teslim etti?

Rasim CİNİSLİ, Yazar
Rasim Cinisli, 1939 yılında Erzurum'un Aşkale kazasına bağlı Cinis köyünde doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Erzurum'da yaptı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. 27 Mayıs 1960 darbesi öncesi ve sonrası öğrenci olaylarının tanığı oldu. 18 Mart 1965'te Bursa'da yapılan Milli Türk Talebe Birliği kongresinde genel başkan seçildi. MTTB Genel Başkanlığı görevi Kasım 1966 tarihine kadar devam etti. 1969 genel seçimlerinde Adalet Partisi listesinden Erzurum milletvekili seçildi. 1971'de kurulan Demokratik Parti'nin kurucuları arasında bulundu ve DP Genel İdari Kurul üyeliği yaptı. 1973 genel seçimlerinde Demokratik Parti'den yine Erzurum milletvekili olarak TBMM'de görev yaptı. 1976 yılında İstanbul'a yerleşti ve siyasi çalışmalarına bir süre ara verdi. 1994’te Tansu Çiller’in davetiyle katıldığı Doğru Yol Partisi’nin İstanbul İl Başkanlığını yaptı. İstifa ettikten sonra aktif siyaseti tamamen bıraktı ve Bir Devrin Hafızası adını verdiği anılarını kaleme aldı.