zekeriya tümer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zekeriya tümer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Kasım 2017 Cumartesi

TÜRK FİRMALARININ DİKKATİNE: "KATAR’DA TÜRK AVM Sİ AÇILIYOR" HABER: Zekeriya TÜMER, Selçuk AKPINAR, Hüseyin YÜKSEK (GİRİŞİMCİ TÜRKLER)

TÜRK FİRMALARININ DİKKATİNE
KATAR’DA TÜRK AVM Sİ AÇILIYOR
Girişimci ve cesur yürekli iki Türk Çok sayıda Orta Doğu ve Asya ülkesinin diplomatik ilişkilerini askıya aldığı Katar’ın Başkenti DOHA’DA Türk girişimci iş adamları için AVM açma çalışmalarına başladılar.
Katar Emiri Muhammed al Sani’nin (Şu an ki emir torunudur.)1852’de, daha sonra ve kesin olarak 1871’de Osmanlı Devleti’ni ülkesine davet ederek, Osmanlı Devletinin himayesine giren Katar’ın 1913 yılında Osmanlı ile ilişkileri bitmiştir.
1972 yılında yeniden başlayan ilişkiler, 2010 yılında daha da artmış ve 2016 yılında Finansbank ve Digiturk gibi büyük şirketleri alan Katar ülkemizde yatırımlarını hızlandırmıştır.
Katar, Türkiye’ye en çok doğrudan yatırım yapan 19’uncu ülke konumunda.
Şu an Katar’ın Türkiye’de ortak olduğu çok şirket vardır.
Genç ve tecrübeli girişimci Selçuk AKPINAR VE Hüseyin YÜKSEL GLOBAL YATIRIM LTD.ŞTİ. adı altında Katar’ın Başkenti Doha’da Turkish Business Center şeklinde işletmeyi planladıkları AVM. Nin açılması için kolları sıvadılar.
Selçuk AKPINAR ve Hüseyin YÜKSEL açacakları AVM’.de ünlü Türk Markalarının Katarlı müşterilere hizmet verebilmelerini sağlamak istemektedirler.
Genç girişimcilerin amacı, çok farklı bir yönetim şekli ile yönetilecek olan Turkish business Center Türk ve Katarlı yatırımcıları bir araya getirmektir.
AVM’nin içindeki iki adet büyük salonda çeşitli organizasyonlar, tanıtım etkinlikleri gibi çeşitli faaliyetler gerçekleştirilecektir.
Yeni yıl gibi açılması planlanan AVM, Türk firmaları için kaçırılmayacak bir fırsattır.
Türkiye’de üretim yapan, gıda, tekstil, inşaat, emlak, başta olmak üzere, sanayi, makine, fabrika, otel, arsa, villa vs. konuları ile ilgilenen firma ortaklıklarına sıcak bakılmaktadır.
Genç girişimciler Türkiye’den kendileri gibi girişim ruhu olan ortaklar aramaktadırlar. İsteyen Türk Firmaları açılacak AVM merkezinde kendi bürolarını kurabilecekler, kendi ürünlerinin tanıtım ve pazarlamasını yapabileceklerdir.
AVM içerisinde yalnız Türk firmalarına yer verilecektir. Türk markaları tanıtılacaktır.
AVM’de 45 mağaza ile sergiler  ve iş adamlarının toplantı yapabilmeleri için 2 büyük salonu mevcuttur.
5 yıldır yoğun bir çalışma içerisinde olan girişimciler Selçuk AKPINAR ve Hüseyin YÜKSEL’in gayeleri, Türk perakende ve toptancısına, imalatçı ve üreticisine hareketli-bereketli olan pazarda kapı açmak.
Katar pazarı çok hareketli ve tüketim ise küçük olmasına, nüfusun 2.5 milyon civarında olmasına rağmen İstanbul kadar olmaktadır.
En önemlisi de şu an Katar’a uygulanan ambargodur. Daha önce Katar’ın iş yaptığı Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap emirliklerinin uyguladığı Ambargo nedeniyle boşalan Katar pazarına Türk firmalarını sokmaktır. Dolayısı ile de Türk ürünlerinin Katar vitrinlerinde sergilenmesi ve tüketilmesidir.
Katar yer altı kaynakları sayesinde 145 bin Dolarla dünyada kişi başına düşen en yüksek milli gelire sahip ve dünyada ekonomik refah düzeyi en yüksek olan ülkedir.
Böyle bir ülkeye yatırım yapan ve ürünlerini sokan her firma gelir düzeyini çok yükseltecektir. Büyük bir tüketim pazarına sahip olan KATAR’A yatırımcı firmaları beklemekteler.
Çok sayıda Orta Doğu ve Asya ülkesinin diplomatik ilişkilerini askıya aldığı Katar, Orta Doğu'da Basra Körfezi'nde yer alan küçük bir yarımada ülkesidir ve emirlikle yönetilir. Tek kara sınırı olan komşusu Suudi Arabistan'dır ve kuzeyinde Bahreyn, doğusunda İran yer alır.
Katar'ın başkenti ve en büyük kenti Doha'dır.
2014 yılı itibari ile Katar nüfusu 2 milyon 155 bin 446'dır. Katar nüfusunun yalnızca % 15'i yerel halktan oluşmaktadır. % 85'i Katar'a çalışmaya gelen yabancı işçilerdir.
Katar 2022 FIFA Dünya Kupası'na da ev sahipliği yapacak olan ülkedir. 
Petrol rezervlerinin yanı sıra Katar dünyada en çok gaz rezervini elinde bulunduran ülkeler arasında yer almaktadır. Katar yer altı kaynakları sayesinde 145 bin Dolarla dünyada kişi başına düşen en yüksek milli gelire sahip ve dünyada ekonomik refah düzeyi en yüksek olan ülkedir.
UMUMA MAHSUS PASAPORT SAHİBİ OLAN TÜRK VATANDAŞLARI’NIN KATAR’A 30 GÜNE KADAR GİTMELERİNDE VİZE SORUNU YOKTUR. 
KATAR’A GİDEREK AVM’DE YERİNİ ALMAK İSTEYEN, KATAR İLE TÜRKİYE ARASINDA TİCARET YAPMAK İSTEYENLER AŞAĞIDAKİ TELEFONLARI ARAYARAK, BU KONUDA DAHA GENİŞ BİLGİ ALABİLİRLER.

Selçuk AKPINAR GİRİŞİMCİ TÜRK
00974 50 12 02 59 gsm

Hüseyin YÜKSEL GİRİŞİMCİ TÜRK
0532 303 30 95

TÜRKİYE’DE BULUNAN GİRİŞİMCİ
İTHALAT-İHRACAT DANIŞMANI
GÜMRÜK MÜŞAVİRİ
Zekeriya TÜMER
0552 220 45 18
0535 333 98 08
ulusaltanitim45@gmail.com

31 Aralık 2016 Cumartesi

Birlikte Türk Milletiyiz Hareketi_Milli Düşünce Merkezi: "KIBRIS Paneline Davet"

KIBRIS PANELİNE DAVET
“Birlikte Türk Milletiyiz Hareketi”  ve “Milli Düşünce Merkezi” olarak Türkiye Barolar Birliğinin katkılarıyla İstanbul’da bir panel düzenledik. Panelde, ülkemizin çok değerli şahsiyetlerinden (E) Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ve (E) Büyükelçi Şükrü Elekdağ konuşmacı, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Metin Feyzioğlu yönetici olacaktır. Ayrıca ülkemizin değerli tarihçisi Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın açış konuşması yapacağı panele, eski TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk da katılacak ve düşüncelerini açıklayacaktır.
Panel: The Marmara Otelinde (Taksim/İstanbul) 5 Ocak 2017’de saat 13.00’de yapılacaktır.
Bu bir vatan savunmasıdır; 
Bütün vatansever kardeşlerimizi davet ediyoruz.

11 Temmuz 2016 Pazartesi

Kalem Ajans "KEMİKLER" Jan BURKE, Çev: Meral Harzem, LİMOS Yayınları

KEMİKLER
JAN BURKE

Çeviri: Meral Harzem
LİMOS Yayınları
Sayfa Sayısı: 509
Çıkış tarihi: 01.07.2016

JULIA SAYRE’YE GERÇEKTEN NE OLDU?

O dört yıl önce sessiz sedasız ortadan kaybolmuştu. İki çocuk sahibi genç bir anne, muhabir Irene Kelly için Sayre yeni bir hikayeden çok daha fazlası olacaktı. Sayre ailesi Irene’den yardım istemişti.
Arama kişisel bir misyon haline gelmişti ve kısırdöngü yaşanıyordu. Irene’nin büyük çabalarına rağmen, Sayre’nin nerede olduğunu sadece ve sadece bir kişi biliyordu: katili. Şimdi, yıllar sonra, en azılı suçluların arasında bulunduğu ölüm hücresinde olan adam konuşmaya istekliydi. Akla hayale sığmayan işkenceler ve işlediği korkunç cinayetler yüzünden ömür boyu hapis cezası ile yargılanması istenen Nick Parrish, Irene ve birlikte olduğu grubun ıssız dağların arasındaki mezarlıkta onu yakalamak için yapılan büyük araştırma esnasında, kendi hayatlarını kurtarmak için bir sürecin içerisinde bulmalarına neden olmuştu. Çok yakında, Sierra Nevada dağlarındaki karanlık ve gerçek vahşet gün yüzüne çıkacaktı. Ama….Parrish’in en korkunç sırrı henüz kimse tarafından bilinmiyordu.

Ve o……sadece Irene için saklanıyordu.

“Dönüm noktası olan bir roman……Patricia Cornwell, Sue Grafton, Robert B. Parker ve John Sandford’un mabedindeki gizem.”
-The Tennessean
“Avcı ve av arasındaki ölümcül oyun ……unutulmayacak bir eser.”
-Library Journal
“Thomas Harris seviyesinde bir eser.”
-Midwest Book Review.
Jan Burke, Ağustos 1953'te, Houston - Texas'ta doğmuş, ancak hayatını büyük çoğunlukta Güney Kaliforniya'da geçirmiştir.
Birbirlerine sıkı sıkıya bağlı bir aileden gelmektedir ve ailesi, iki kız kardeş ve bir erkek kardeşi ile yakın ilişkilere sahiptir. Burke, Downtight isimli müzik grubunun solisti olan Tim Burke ile evlidir. California State Üniversitesinde okumuş ve üniversiteden derece ile mezun olmuştur. Bir araştırmacı olarak "Rosie the Riveters" tarihi araştırma projesinde çalışmış ve daha sonrasında büyük bir şirketin üretim tesisi müdürü olarak görev almıştır. İlk kitabı olan İyi Geceler Irene'yi işten geldikten sonra, akşamları yazmıştır. Bu kitap herhangi bir talepte bulunulmadan Simon & Schuster'a satılmıştır. Beyaz Saray ofisinde yapılan bir görüşme sırasında, Başkan Bill Clinton'ın, "İyi Geceler Irene'yi" okuyorum demesi, kitabı açısından şaşırtıcı bir fan kitlesi oluşturarak, ivme kazandırmıştır.
Kitabı satın almak için:

12 Nisan 2016 Salı

JAPONLAR HAKKINDA İLGİNÇ GERÇEKLER-Erdal Akalın (12.04.2016)

JAPONLAR HAKKINDA İLGİNÇ GERÇEKLER

Japonya dünya’daki en ilginç ülkelerden birisidir, Japonlar da öyledir.
Kendilerine has kültürleri, muhteşem yemekleri, teknoloji konusundaki başarıları bilinir.
Japonların bazı gelenek ve görenekleri bazı kültürler ve insanlar tarafından zaman zaman çok yanlış anlaşılmış olabilir. Japonları seviyor ya da sevmiyor olabilirsiniz ama bu liste küçük çekik gözlü, üstün yetenekleri çalışkanlık olan bu insanları daha yakından tanımanıza vesile olabilir.   Hatta bizim için çok güzel örnekler olabilecek hasletleri vardır.
At eti Japonların mutfağında özel bir başlangıç yemeğidir ve çiğ olarak yenen bu et oldukça popülerdir.  Çiğ at eti ince ince dilimlenir ve bu şekilde servis edilir. Bu yemeğe  “Basashi” denir.
Japonya’nın %70’i dağlarla çevrilidir.  Ülkenin ayrıca 200 volkanik dağı vardır ve Japonya 6800 adadan oluşuyor.
Japonların %21 ‘i yaşlılardan oluşuyor ve bu dünya’daki en yüksek yaşlı nüfus oranıdır.
Japonlar evlerine asla ayakkabı ile girmezler. Bu onlar için çok ayıp bir şeydir.
Japonlar denize girmeyi pek sevmezler. Ama kaplıcalara bayılırlar. Zaten volkanik dağları bol olduğu için kaplıcalar çok fazladır.
-Japonlarda torpil diye bir şey yoktur. Başarılı ve tecrübeli olan öne geçmektedir. .
Japonya’daki insanlar birbirlerine karışmazlar. Çok garip bir kıyafet giyseniz bile kimse size bir şey demez ya da ayıplamaz. En fazla bir kez bakıp kafalarını çevirirler.
-Kış aylarında evlerinde sadece oturdukları odayı ısıtırlar.  Oturmadıkları odayı
ısıtmış olmayı israf kabul ederler ki, evleri zaten çok küçüktür.                             
-Tokalaşma, sarılma, öpüşme yoktur.  Hafifçe eğilerek selam verilir. El teması yoktur.
Bir çocuğun bile başını severseniz size çok kızar, bu onu aşağılamak demektir.
-Japonlar sözle kavga etmeyi sevmezler. Boş konuşmaları hiç sevmezler.
-Bir karı kocanın bile birbirine bağırdığını duyamazsınız. Kızgınlık sadece bakışlarla belli edilir.       
İş yerinde toplantılarda konuşanlar genelde gençlerdir. Yaşlılar dinler ve sonra kendi
kararlarını bildirirler.
-Japonya’da okuma yazma oranı % 100!dür
Japonların ortalama yaşam süreleri Amerikalılardan dört yıl fazladır.
Japonya’da işsizlik oranı sadece % 4’tür.
Japonlar şu yıla kadar 15 Nobel ödülü kazanmışlardır.
Japonya’da cinayet oranı çok düşüktür.  Ancak intihar eğilimi ve oranı yüksektir.  İntihar için en çok tercih edilen bölge ise Aokigahara ormanlarıdır.
Japonya’da bazı erkekler kafalarını da tıraş ederler.  Bu eylem bir tür özür dileme yöntemleridir.
Geleneklerine göre küçük sumo güreşçileri güreşe başlamadan önce deneyimli güreşçiler tarafından yıkanır ve mindere temizlenerek çıkarlar.
Japonya’da otomatik makinelerden bira satın almak olanaklıdır.
Japonların gözde meyvesi misk kavunudur (bir cins kokulu kavun).  Ancak pahalıdır ve kilosu yaklaşık olarak 300 dolara gelir.
Sevgili okurlarım, hadi gelin Japonlara saygı duymayın!..
Erdal Akalın (12.04.2016)

1 Mart 2016 Salı

SEVAN NİŞANYAN'IN SUÇU NE?.. Gönderen: ALİ NESİN // Merhaba ULUSAL HABER & Zekeriya TÜMER

Merhaba ULUSAL HABER & Zekeriya TÜMER = "SEVAN NİŞANYAN'IN SUÇU VE CAZASI!.." 
Ali Nesin, Sevan Nişanyan’ın serbest bırakılması için bir kampanya başlattı. Ali’ye göre Sevan Nişanyan, 25 yıllık hapis cezasını hak etmiyor ve ülkemizin övgüyü hak eden güzide insanlarından birisi.
Ali Nesin
Istanbul, Türkiye
(english text below)
Sevan Nişanyan iki yılı aşkın bir süredir cezaevinde. Kesinleşmiş toplam cezası 11,5 yılı aştı. Henüz sonuçlanmamış diğer davalarla birlikte bu sürenin yakın zamanda 25 yılı aşma ihtimali var.
25 yıl az değil! Bir ömrün üçte biri...
Topluma, bireye, çevreye ya da doğaya zarar veren kişiler elbette cezalandırılırlar; ne de olsa her topluluk var olabilmek için kendini kötülüklerden korumak zorundadır.
On küsur yıla mahkûm olduğuna ve bu süre 25 yıla çıkabileceğine göre, Sevan Nişanyan bu topluma geri dönüşü olmayan çok çok büyük kötülükler yapmış olmalı... Akıl ve mantık böyle söylüyor. Çünkü katiller bile bu kadar ceza almıyor.
Sevan Nişanyan ne kötülük yapmıştır da yaşamının geri kalan yıllarını cezaevinde geçirmeye mahkûm edilmiştir? 
Yaptıklarını sayalım:
Sevan Nişanyan, Şirince’de güzellik üstüne güzellik yaratmıştır. Ve sadece güzellik yaratmıştır. Yüzlercesi gibi yok olmaya yüz tutmuş eski bir Rum köyünü yaşatmakla kalmamış, köyü ihya etmiş, dünyaya, ülkemize ve turizme bir değer kazandırmış, Şirincelilere ekmek kapısı açmıştır.
Şirince’nin sırtında İlyastepe adında, tek katlı beş on kerpiç evden oluşan küçük bir köy yaratmıştır. Mutlaka gidilip görülmesi gereken yerlerden biridir, âdeta bir masal âlemi.
Doğaya ve canlıya zarar vermemiştir, tek bir ağaç kesmemiştir, tek bir hayvan doğramamıştır. Hatta tam tersine; yaptığı konutlar etrafını saran yeşillikten yüz metre öteden fark edilmemektedir. İlyastepe bugün bir kuş cennetidir. Domuzundan keçisine, ördeğinden tavus kuşuna kadar onlarca hayvan türüne ev sahipliği yapmaktadır.
Başlı başına birer mimari başyapıt olan Matematik Köyü ve Tiyatro Medresesi’yle eğitim ve kültür hayatımıza çok önemli katkıları olmuştur.
Bugüne kadar eşi benzeri olmayan kapsamda bir Türkçe etimolojik sözlük hazırlayarak Türkçeye ve bilim dünyasına büyük değer katmıştır.
Anadolumuzun köylerinden şehirlerine kadar binyıllardır değişen yer adlarının öyküsünü ve tarihini iğneyle kuyu kazarak yıllar süren bir çalışma sonucu bir araya getirmiştir.
Yanlış Cumhuriyet adlı kitabıyla ve sarsıcı çıkışlarıyla düşünce ve algı dünyamızı zenginleştirmiştir.
Bütün bunlardan rant da elde etmemiştir. Nitekim bugün Sevan Nişanyan’ın ne bir evi, ne bir arabası, ne de bankada beş kuruş parası vardır.
Kimsenin kılına zarar vermemiştir. Kimseyi işinden, eşinden, aşından, yerinden yurdundan etmemiştir. Tam tersine, Şirince halkı Sevan Nişanyan sayesinde turizmden elde ettiği gelirle gayet mutlu yaşamaktadır.
Ve Sevan Nişanyan daha nice güzel, yararlı ve doğru işler yapmıştır da, 25 yıllık mahkûmiyeti hak edecek ne kötülük yapmıştır?
Sevan Nişanyan imar yasasına muhalefet, çevre kirliliği yaratmak, mühür bozmak gibi suçlardan hüküm giymiştir. Kaçak ve çirkin inşaattan geçilmeyen ülkemizde bu yasalardan dolayı cezaevinde olan bildiğimiz kadarıyla bir başka mahkûm daha yoktur.
Olağanüstü mimari güzellikler yaratan Sevan Nişanyan, hiçbir estetik kaygı gözetilmeden inşa edilen ucube adalet saraylarında yargılanarak hüküm giymiştir! O adalet sarayları yok olsa insanlık hiçbir şey kaybetmez, ama Sevan Nişanyan’ın yaptığı evlerden birinin yıkılması bir cinayettir.
Sevan Nişanyan’ı hapse atarak sadece kendisini değil, araştırma yapmasını da engelleyerek Türkiye’yi ve insanlığı eserlerinden mahrum ediyoruz.
Sevan Nişanyan’ın asıl suçu, görevini yapmayarak halkını umursamayan devlete isyan etmektir, yani sivil itaatsizliktir.
Devlet, 30 küsur yıl önce Şirince’yi tarihi sit alanı ilan etmiştir ve böylece köyde çivi çakılmasını yasaklamıştır. Bu gibi durumlarda devlet bir yıl içinde yeni imar yasasını yürürlüğe koymak zorundadır. Çünkü o yörede vatandaş yaşamaktadır ve vatandaşın doğal ihtiyaçları vardır. Oğlu evlenir, ek oda yapmak gerekir. Ahırı yıkılır, onarmak gerekir. Damı akar, aktarmak gerekir. Güneşten korunmak için gölgelik, keçiden korunmak için çit, soğuktan korunmak için bilmem ne yapmak gerekir. Gel gelelim devlet 30 yıldır bu imar planını çıkarmayarak vatandaşını ve ihtiyaçlarını umursamamaktadır.
Vatandaş tabii ki gerekeni yapmıştır ve yapmaktadır. Yani tüm Şirince halkı suç işlemiştir; halen de işlemektedir. Devlet, Şirince halkını çaresiz bırakarak suç işlemeye teşvik etmiştir.
Sevan Nişanyan’ın suçu, yaptığını gizli gizli değil, alenen yapmasıdır. Yani cumhurbaşkanından en basit vatandaşa kadar hepimizin yaka silktiği bürokrasi dediğimiz kontrolden çıkmış canavara meydan okumasıdır. Sevan Nişanyan doğrusunu yapmıştır. İkiyüzlülüğe yeltenmemiştir. Rüşvete tenezzül etmemiştir. Korkmamıştır. Kötülüğün üstüne üstüne gitmiştir.
İşte budur suçu.
Kabul! Kabul ediyoruz, Sevan Nişanyan’ın bu yaptığı suçtur. Bürokrasiye meydan okunmaz!
Suçtur da cezası ne kadardır? Bir yıl? İki yıl? O da olmadı beş yıl! Ya 15 yıl? Ya 25 yıl?
Hadi adalet yok, hadi akıl mantık yok, hadi vicdan da yok. Peki ya izan da mı yok, bir parça da mı yok?
Ali Nesin
Biz aşağıda imzası bulunanlar, toplumun her kesiminin vicdanını kanattığına inandığımız Sevan Nişanyan sorununa mutlaka bir çözüm bulunmasını talep ediyoruz. Önerilerimiz:
1)     Devletin sorumluluğunu yerine getirmediği durumlarda suçlu vatandaş değil devlet olmalıdır. En azında bu durumlarda vatandaş ceza almamalıdır.
2)     Kültür Bakanlığı Sevan Nişanyan’ın Şirince’de yaptığı mimari eserleri korunması gereken kültür varlıkları olarak tescil etmelidir.
3)    Sevan Nişanyan özgürlüğüne kavuşana kadar cezaevinde çalışmasına ve üretmesine izin verilmelidir.
Saygılarımızla.
***
İlk imzacılar:
Ali Nesin, Abdullah Çelikaslan, Abdullah Demirbaş, Acar Ataseven, Adnan Aksel, Ahmet Aykaç, Ahmet İnam, Ahmet Şekercioğlu, Akın Atauz, Akın Birdal, Alev Ok, Ali Bayramoğlu, Ali Fikri Işık, Ali Işıksalan, Ali Rıza Görener, Arif Dirlik, Asaf Savaş Akat, Ateş Kemal Doğan, Atilla Dirim, Atilla Zenciroğlu, Attila Tuygan, Aydın Engin, Ayla Sumer İşler, Ayşe Batumlu, Ayşe Erzan, Ayşe Hür, Ayşegül Sönmez, Azad Barış, Aziz Gökdemir, Babür Pınar, Balam Kenter, Barış Pirhasan, Barzan Demirhan, Baskın Oran, Bektaş Elçin, Bülent Keneş, Bülent Küçükaslan, Bület Tekin, Cengiz Aktar, Cihat Daşkıran, Cumhur Öner, Davut Erkan, Demir Küçükaydın, Denis Ojalvo, Deniz Ilgaz, Derya Yetişgen, Dogan Özgüden, Edip Yüksel, Eflan Topaloğlu, Elif Köksal, Engin Ender Çetin, Ercan İpekçi, Erdağ Aksel, Erdal Doğan, Erdal Yıldırım, Erden Kosova, Eren Keskin, Erol Özkoray, Esra Arsan, Etyen Mahçupyan, Fatih Vural, Fatime Akalın, Fatma Dikmen, Ferhat Kentel, Fikret Başkaya, Fuat Keyman, Fusun Erdoğan, Gaye Boralıoğlu, Gençay Gürsoy, Gökhan Karahan, Gül Gökbulut, Gülçin Avşar, Güliz Vural, Güngör Şenkal, Habib Taşkın, Halil Savda, Hasan Cemal, Hasan Gürkan, Hasan Kaya, Hasan Zeydan, Hayati Şener, Hicri İzgören, Hilmi Maktav, Hovsep Hayreni, Hrant Kasparyan, Hüseyin Alataş, Hüseyin Ergun, İbrahim Köroğlu, İbrahim Seven, İlkay Alptekin Demir, Işık Yenersu, Işın Önol, İnci Aral, İnci Tuğsavul, İrfan Açıkgöz, İzzet Yaşar, Kadir Akın, Kadir Cangızbay, Kamil Yıldırım, Kemal Çalğan, Kenan Yenice, Khatchig Mouradian, Koray Çalışkan, Lale Alatlı, Lale Mansur, Ludmilla Danisenko, Mahmut Konuk, Mehmet Bal, Mehmet Demirok, Mehmet Özer, Mehmet Öztürk, Mehmet Uluışık, Meral Saraç Seven, Metin Solmaz, Mihail Vasiliadis,  Murat Kuseyri, Mustafa Sütlaş, Mustafa Yasacan, Mustafa Yetişgen, Muzaffer Erdoğdu, Muzaffer Karadeniz, Müjde Tönbekici, Nabi Yağcı, Nadya Uygun, Necati Abay, Necmi Demir, Necmiye Alpay, Nilüfer Göle, Nilüfer Tarikahya, Noam Chomsky, Nur Sürer, Oktay Etiman, Onur Hamzaoğlu, Orhan Bas, Orhan Pamuk, Orhan Silier, Oya Aydın, Oya Baydar, Ömer Elaçmaz, Ömer Madra, Ömür Çınar Elçi, Önder Bayram, Özcan Soysal, Özcan Soysal, Özgür Öğret, Özlem Beyarslan, Özlem Yağız, Pakrat Estukyan, Perihan Mağden, Pınar Ömeroğlu, Raffi A. Hermonn, Ramazan Gezgin, Recep Maraşlı, Rıdvan Bilek, Rıdvan Günay, Robert Cabı Akman, Sait Çetinoğlu, Samim Akgönül, Seçkin Yaşar, Selahattin Esmer, Selda Asal, Selina Doğan, Semra Somersan, Serdar Kaya, Serdar Koçman, Serra Yılmaz,  Sevilay Demirci, Sibel Asna, Sibel Özbudun, Şaban İba, Şahin Alpay, Şanar Yurdatapan, Şebnem Korur Fincancı, Tamer Çilingir, Taner Akçam, Tarık Günersel, Temel İskit, Temmuz İlhan, Tolga Yarman, Tülay Karacaörenli, Ufuk Uras, Uğur Aker, Ümit Aktaş, Ümit Cizre, Ümit Kıvanç, Ünal Ünsal, Ünsal Dinçer, Vedia Yeşim Bayanoğlu, Vincent Bouvard, Yakup İçgören, Yalçın Ergündoğan, Yaprak Zihnioğlu, Yasin Yetişgen, Yener Orkunoğlu, Yıldıray Oğur, Yücel Demirer, Yusuf Haddadoğlu, Zeynep Tanbay, Zeynep Tozduman, Zübeyde Bilget, 
The Sevan Nisanyan Question
Sevan Nisanyan has been in prison for over two years now. Currently he is facing to spend 11.5 years in jail. This does not include the other pending sentences that might increase this to 25 years.
25 years is no joke! It is almost one-third of one’s lifetime.
People who harm society, other individuals, the environment or nature, are of course punished; because in order to be able to exist, the community has to protect itself from evil.
As he has been sentenced for a time of over 10 years and possibly up to 25 years, Sevan Nisanyan must have harmed the community very badly. Reason and logic implies this. Because even murderers usually do not receive such harsh sentences in Turkey.
What evil has Sevan Nisanyan committed that he has been sentenced to what equals a life sentence? Let’s start counting:
Sevan Nisanyan has created beauty, and he has created only beauty. He has not only saved an old Greek village, which was doomed to extinction like hundreds of others before it, but revived it, has gifted it to the world and Turkey, and has created job opportunities for the villagers of Shirince.
He has created a small village called Ilyastepe consisting of five or ten small single floor adobe houses. It is a never-never land that must be visited.
He has not hurt nature or the environment, he has not felled a single tree, not killed a single animal. Just the opposite, due to the vegetation he has planted, none of the houses that he has built could be seen even from a 100 yards. Today Ilyastepe is a bird sanctuary. It is playing host too many animals from pigs to goats; from ducks to peacocks.
The Mathematics Village and the Theater Madrasa, which are by themselves architectural masterpieces, have had immense contributions to our cultural and educational life.
He has prepared a Turkish etymological dictionary which is of unparalleled scope and which has added a great value to our world of knowledge.
He has collected and published the story of the names of Anatolian cities and villages, which for millennia have been changing.
With his book “The Wrong Republic” with its shocking deliveries, he has enriched our thinking and our perception of the world.
This is his crime!
He has not gained a penny out of all this. Today Sevan Nisanyan does not own a house, or a car, nor does he have a penny in his bank account.
He has never hurt anyone. He has never separated anyone from his or her spouse, food, or home. Just the opposite, the villagers of Shirince are able to live comfortably by the income they derive from the tourism business because of what Sevan has created.
Sevan has also done many other nice things, but we ask: what evil has he committed to earn a 25-year sentence?
Sevan Nisanyan has been convicted because of opposing the local zoning laws, supposedly causing environmental pollution, breaking seals placed by the authorities. In Turkey, which is full of ugly and unlicensed construction projects, we know of no other person convicted of the same crime.
Sevan Nisanyan, who has created these exceptional architectural beauties, ironically has been convicted in court buildings with no aesthetic value! If those court buildings were demolished, humanity would surely not lose a thing, but demolishing even a single house built by Sevan Nisanyan is akin to committing murder.
By throwing Sevan Nisanyan into prison we are not only punishing him but also Turkey and the World by depriving them of his work.
Sevan Nisanyan’s real crime is revolting against the state which has ignored its people by not doing its duty: It was simply an act of civil disobedience.
The state 30 years ago declared Shirince a historic site and thus forbade even minor repairs in the village. In such cases, the state is obliged by law to promulgate a new construction law within a year. Because citizens live in these regions and people have natural needs. For example, someone’s son might get married, so he must add a room. The barn might be damaged, it has to be fixed. The roof leaks, it must be fixed. He might need a place to protect himself from the sun, a fence to keep the goats away, to do something to keep warm, etc. But unfortunately the state, for the past thirty years, by not issuing this new master plan has ignored its citizens and their needs.
Of course citizens have done whatever is needed and continue doing it. That is, all the inhabitants of Shirince have committed crimes and continue committing them. The state by leaving no choice to the inhabitants of Shirince has forced them to commit these crimes.
Sevan Nisanyan’s crime is that instead of doing things secretly, he has done them openly. He has been resisting the monster called “bureaucracy” which is even hated by the president and the common folk. Sevan Nisanyan has done what is right. He has not attempted to pay bribes. He has not been scared. He has gone against evil.
We accept!
We accept that what Sevan Nisanyan has done is a crime. You must not fight the bureaucracy!
It is a crime, but what should the punishment be? One year? Two years? OK, five years? How about 15 years? Or 25?
Let’s say that there is no justice, no logic and also no conscience. How about common sense, not even a bit?
We, the undersigned, demand that a solution be found to Sevan Nisanyan’s problem.
Our suggestions are:
1)    In cases when the state does not fulfill its obligations, the guilty should be the state and not the citizen. At least in such cases citizens should not be punished.
2)    The Ministry of Culture should declare the architectural works of art made by Sevan Nisanyan in Shirince as protected cultural entities.
3)    Until Sevan Nişanyan regains his freedom, he should be allowed to continue his intellectual activities and production.
Respectfully submitted,

4 Ocak 2016 Pazartesi

DARÜLACEZE Başkanlığı Basın Bülteni: Darülaceze hayırseverlerimizin gözdesi

Darülaceze hayırseverlerimizin gözdesi



Hayırsever İlhan Tipi, İstanbul'un Bahcelievler Belediyesi sınırlarında bulunan bir dükkân ile bir dairesini kurumumuza bağışladı.
Başkanımız Hamza Cebeci, bağışçımız İlhan Tipi'ye yapmış olduğu teberru için Darülaceze sakinleri adına teşekkür etti. Başkanımız Cebeci, hayırsever vatandaşlarımızın bağış yapmak istediklerinde ilk akıllarına gelen kurumun Darülaceze olduğunu, bunun ise 120 yıldır kimsesizlerin kimsesi olan misyonuyla birlikte kesintisiz hizmetlerinden kaynaklandığını söyledi.  
Kültürümüzün önemli öğelerinden Darülaceze'nin güçlü bir kurum olduğunu, bu gücünü ise iyiliksever vatandaşlarımızdan aldığına değinen Başkanımız Cebeci, "Darülaceze'nin ilk bağışçısı cennetmekân Sultan Abdülhamid Han'dır. Bu kurum Sultan'ın başlattığı bu güzel gelenek ile hizmetine devam etmektedir. Halkımızın bu hassasiyeti devam ettiği sürece daha saygın bir kurum olacaktır."dedi.
Bağışçımız İlhan Tipi'de Darülaceze'nin güzel hizmetlerinin devamına katkı sağlamanın mutluluğunu yaşadığını ifade etti. "Gözüm arkada kalmamıştır. Bağışın yerine gittiğine inanıyorum. Çok huzurluyum."dedi.
Hayırsever İlhan Tipi ve ailesinin Başkanımız Hamza Cebeci'yi ziyaretlerinde; Başkan Yardımcılarımız Ümit Ünal, Ali Erdem ile Düzcelilerin "Asuman Annesi" hayırsever iş hanımı Asyaport Kültür Sanat Danışmanı Asuman Karaşabanoğlu da bulundu.

23 Aralık 2015 Çarşamba

Ankara Boğazı / İMRAHOR, Mühye (Yeşilkent) Mahallesi Havalisi Vadi Ankara Projesi ve Mühye Yeşilkent Mahallesi Muhtarı: Murat KABASAKAL

ANKARA'YA DENİZ GETİRMEK YA DA “ÇILGIN BİR PROJE" (İMRAHOR) VADİ ANKARA
MURAT KABASAKAL
Mühye Yeşilkent Mahallesi Muhtarı
Kadim (tarihi) adı MÜHYE olan, 300 yıllık abide bir Köy. Şimdiki adı MÜHYE YEŞİLKENT Mahallesi;
Dünün, köklü gelenekleri, mübarek zatları, bilgi, birikim ve bilgeleri, halk filozofları ile maruf tarihi Köyü; Bu gününse, Başkente iki dakika mesafede oldukları halde inanılmaz sorunlar, fakirlik, işsizlik ve yoksullukla boğuşan; “BOĞAZ ANKARA” Projesine ümit bağlayan "Paha biçilmez servetin hakiki sahipleri"nin yaşadığı Mahallenin  Muhtarı; Murat KABASAKAL, "yörede olup - bitenler ve mevcut gelişmeler hakkında, mahalle halkı ve konu hakkında bilgi almak isteyen Ankara'lı ziyaretçilerine " bilgi veriyor:
Melih Başkan diyor ki: 
“KONUM VE DURUMU İTİBARIYLA ANKARA'YA DENİZ GETİRMEK ELBETTE İMKÂNSIZ; ANCAK, YEREL HALK, DEVLET VE VATANDAŞ İŞBİRLİĞİ İLE ARTIK ANKARA'NIN DA, VARLIĞI İLE GURUR DUYACAĞI BİR BOĞAZI OLACAK...
ANKARA'NIN GÜNEYİNDE, MÜHYE KÖYÜ HAVALİSİ / İMRAHOR VADİSİNDE, BİRİNCİ ETAPTA YER ALACAK 11 KM'LİK DEV KANAL VE ETRAFINDA DİZİLECEK VİLLALAR, RANT ALANLARI, CAFE / RESTORAN VE BENZERİ YERLER, DİNLENME (PİKNİK VE OYUN) ALANLARI...
ANKARA'NIN İMAJINA İNANILMAZ BİR KATKI SAĞLAYACAK.. ARTIK ÖNÜNDE BİR ENGEL KALMAYAN BU BU YATIRIM VE PROJENİN, 5 YILDA TAMAMLANARAK BİTİRİLMESİ PLANLANIYOR... EYMİR GÖLÜ İLE GÖLBAŞI MEZARLIĞI ARASINDA KURULACAK OLAN PİS SU ARITMA TESİSİNDEN ELDE EDİLECEK ARITILMIŞ SULAR, BU KANALI BESLEYECEK. İLERİDE EYMİR VE MOGAN İLE BİRLEŞTİRİLECEK BU PROJE SAYESİNDE KANAL UZUNLUĞU 43 KM'YE KADAR ÇIKABİLECEK..."

Yenilenen "Bogaz Ankara; 
Yeni Yerleşim Bölgesi" İmar Planı
MURAT KABASAKAL
Mühye Yeşilkent Mahallesi Muhtarı
İmrahor Vadisi (VADİ ANKARA PROJSİ) açıklandığı günden itibaren gündemden bir türlü inmiyor. Buna sebep olarak, proje alanındaki (vadinin yerlisi olmayan, yabancı) emlâk sahipleri ve rant peşinde koşan spekülâtörler tarafından verilen itirazlar ve şikayet dilekçeleri ile Ankaralıların merakla beklediği ve özellikle bölge sakinlerinin bir an önce kavuşmak istedikleri Boğaz Ankara projesi de  gecikmeler yaşanması gösteriliyor. Nihayet, Şubat 2015 de yayınlanan imar planına yapılan itirazlar sonucunda durdurulan ve 7 ay boyunca hiç bir gelişmenin yaşanmadığı bu proje, sonuçta revize edilerek tekrar askıya çıkarıldı. Ankara Vadisi 1 / 1000 ölçekli imar planı 20.11.2015 tarihinde Ankara Büyük Şehir Belediyesinin 16. kattaki İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığın da görücüye çıktı. Alınan duyumlara göre bir çok (sonradan gelen ve burada yatırım/kâr/rant amaçlı taşınmaz edinen) arsa sahibinin yenilenen imar planından memnun olmadıkları ve tekrar itiraz dilekçesi yazmaya hazırlandıkları konuşuluyor. Edinilen bilgiler ve mahallinde vaki söylentilere göre: İtirazların başlıca sebebi toplu olarak bir parselde bulunan arsa metre karelerinin 3 veya 4 farklı parsele bölünerek imar plânın hazırlanmış olması biçinde gösteriliyor. Bir başka sebebi ise değerli parsellerdeki arsa paylarının değeri daha düşük parsellere kaydırılmış olması. Sonuç itibari ile yapılan itirazlar derlendirilerek imar planında değişiklik ve düzeltmeler yapılmasının ön görülmesi bekleniyor. 
895 ve 896 Parsellerin Durumu Ne Olacak?..
Boğaz Ankara Projesinin en çok tartışılan alanı Çankaya Mühye Köyü(yeni adıyla Yeşilkent Mahallesi)  895 ve 896 parseller ile ilgili yapılan zemin etüdünde zeminin gevşek olduğunu, yapılaşmaya uygun olmadığını ve uygun şartlar oluşmadıkça bu parsellerin mera alanı olarak bırakılacağı ifade ediliyor. Gerçekten yapılan çalışma sonucu, zemin yapılaşmaya izin vermiyorsa arsa sahiplerinin beklemekten başka çaresi maalesef yok. Fakat zemin etüt çalışması süre kazanmak için bir bahane ise beklenilen bir şeyler var demektir. 902 parselinde de aynı bu tarz zemin ile ilgili sıkıntılar olduğunu ve bu sebepten dolayı parselin yüz ölçümü büyük olmasına rağmen inşaat alanının ancak %20 si kadar olabileceğini ifade etmişlerdi. Bu söylentinin arkasından arsalar ya istimlâk edildi ya da 1000 metrekareye 1 daire vermek koşulu ile tüm arsa sahiplerinden imzalar alındı. Şimdi 902 parsel e bakıldığından parselin neredeyse tamamına inşaat yapıldığını görebiliyoruz. Ayrıca arsa sahiplerine verilen konut miktarının 8 katı kadar konut inşa edildiği açıkça görülmektedir. Böyle bir emsal olduğu için acaba 895 ve 896 için de aynı plan mı devreye girdi demek mümkün. Eğer 902 ye yapıldığı gibi yapılmak isteniyorsa arsa sahipleri belediye ile anlaşarak daire karşılığı arsa haklarından vazgeçecek ya da belediye zemin yapılaşamaya uygun değil diyerek istimlâk bedelini düşük göstererek arsa sahiplerinden arsalarını istimlâk edecek. 895 ve 896 arsa sahiplerinin birçoğu belediyeye itiraz dilekçesi vererek haklarını korumaya çalışıyor. İmrahor Vadisi imar planı kesinleştikten sonra ancak, 895 ve 896 parseller için daha net konuşmak mümkün olacak gibi görünüyor...
İmrahor Vadisi Arsa Sahiplerinin Dikkatine
MURAT KABASAKAL
Mühye Yeşilkent Mahallesi Muhtar
Ankara Boğazı projesi mart ayı ortasında 1/1000 ölçekli imar planı askıya çıkacağı onu takip eden 1 ay içerisinde arsa sahiplerine yeni tapularının verileceği bilgisi Ankara Büyük Şehir Belediyesi yetkilileri tarafından sözlü olarak beyan edilmiş bulunmaktadır. Projeyi hazırlayan Mimarlık şirketi yetkilileri tarafından arsa sahiplerinin yüzde hisse vermesi şartı ile imarlı alanlarını değerli bölgelere kaydırma vaadi ile arsa sahiplerinin akıllarını karıştırmaya devam ediyorlar. Edinilen bilgilere göre ve bu konularda bilgi sahibi olan kişilerce SİNPAŞ tarafında olan çay boyunca yeşil alan olarak belirlenen bölge çayın diğer tarafına kaydırılacak ve turizm – ticari alan imarı verilecek. YEŞİLKENT mahallesinin yukarı tarafında bulunan orman evinin bulunduğu noktaya SİMPAŞ bölgesi tarafından köprü yapılacak ve o bölge merkez kabul edilerek YÜKSEK KAT ve ticari alanlar oluşturulmak için imar izni verilecek. O bölgenin aşağı kısımları birçok ana yol barındırdığı için değerli kabul edilmekte olup orta yükseklikte konut alanı olacak. YEŞİLKENT mahallesinin yukarı tarafları turizm – ticari alan olarak imar verilecek. Karataş köyünün sağ ve sol tarafında kalan imarlı alan ise orta yükseklikte konut alanı olacak. 895 ve 896 parselleri ise 902 de yapıldığı gibi toptan istimlâk veya daire karşılığı arsa sahiplerinden alınarak SİMPAŞ benzeri bir proje yapılacak. Yukarıda yazılan bilgiler sadece öngörü ve deneyimli kişilerce belirtilenlerdir. Burada dikkat edilmesi gereken esas nokta yüzde hisse vererek daha iyi bir yere kaydırma olayının çok iyi analiz yapılarak imza verilmesi. Netice olarak yaklaşık 2 ay içerisinde imarlı yerlerin netlik kazanacağıdır.
SONUÇ:
Kanal Ankara Her Platformda Tartışılıyor
Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in, 30 Mart seçimlerinde vaat ettiği, İmrahor Vadisi’nden Mogan Gölü’ne kadar uzanan geniş alanda yapılacak olan ve Ankara Vadisi üzerinde turizm ve ticaret kullanımı ağırlıklı yapılaşmayı öngören ‘KANAL ANKARA’ projesinin Nazım İmar Planı askıya çıktı.
30 gün askıda kalacak plana yapılacak itirazların ardından proje hayata geçirilecek.
Plana göre, İMRAHOR VADİSİ yapılaşmaya açılarak ‘ORTA YOĞUNLUKLO KONUT ALANI, ‘ticaret alanı’, ‘ticaret-konut alanı’, ‘ticaret-turizm alanı’, ‘kamu hizmet alanı’ ve ‘belediye hizmet alanı’ şeklinde değerlendirilecek. Proje kapsamında 15 adet turizm tesisi inşa edilecek, sağlık ve spor tesisleri, yüzme havuzları, otopark, müze, konser ve konferans salonları, yaşlı ve engelli bakım merkezleri, kreşler, lokantalar, büfeler, çok katlı mağazalar ve iş merkezleri yapılacak.
ŞEHİR PLANCILARI PROJEYE KARŞI
İmrahor Vadisi’nin Ankara’nın en önemli doğal alanı olduğunu, yapılaşmanın doğayı bozacağını belirten Şehir Plancıları Odası ve çevreciler projeye karşı çıkıyor. İMRAHOR VADİSİ’nin konut, ticaret ve turizm alanı olarak yapılaşmaya açılmasının kabul edilemeyeceğini kaydeden TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şube Başkanı Emre Sevim, “Bu Plânla Vadi” yapılaşmaya açılıyor, toplamda 15 turizm şirketine peşkeş çekiliyor. Ankara’nın en önemli doğal alanı, korunması ve ağaçlandırılması gereken alanı yok olacak” diye konuştu.
MİMARLAR ODASI’NDAN GÖKÇEK’E SUÇ DUYURUSU
Mimarlar Odası Ankara Şubesi yöneticileri, Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında ‘can güvenliklerini tehdit ettiği’ gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Halkı kışkırtmak, kin ve nefrete sürüklemek nedeniyle bulunulan suç duyurusu hakkında Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, Gökçek hakkında daha önce de suç duyurusunda bulunduklarını, bakanlığın soruşturma için izin vermediğini söyledi. Candan, şöyle konuştu:
“Melih Gökçek hem Twitter adresinden hem basına yaptığı açıklamalarla Mimarlar Odası Ankara Şubesini ve Oda yöneticileri hedef göstermektedir. Oda yöneticilerimizin can güvenliğini tehdit etmektedir. Temsil ettiğimiz Mimarlar Odası Ankara Şubesi yöneticilerini de hedef haline getiren bu tutum suç teşkil ettiği için bu kez kurumsal olarak suç duyurularının yanında yönetim kurulu üyeleri olarak da ayrıca suç duyurusunda bulunduk.”

O, ÇOK BAŞARILI VE KENDİNİ HALKINA ADAMIŞ BİR MUHTAR: "MÜHYE, YEŞİLKENT MAHALLESİ MUHTARI, Murat KABASAKAL

5 Aralık 2015 Cumartesi

TGDD & Tüm Grafikerler Dayanışma Derneği; Simetri, Asimetri Sergisi Açıldı!

Simetri, Asimetri Sergisi Açıldı!

4 Aralık 2015 saat 17.00’de Gelişim Üniv. Grafik Bölümü öğrencilerinin Simetri-Asimetri sergisi, Avcılar Belediyesi Barış Manço Kültür Merkezinde Grafik Bölümü Başkanı ve TGDD Bşk. Yardımcısı Yard. Doç. Nuri Sezer küratörlüğünde açıldı. 11 Aralık’a kadar açık kalacak serginin açılış konuşmasını Güzel Sanatlar Fak. Dekanı Prof. Dr. Kamuran GÜÇLÜ yaptı. Kamuran Hoca; Gelişim Üniversitesinin bu gibi etkinliklerle Grafik Sanatında öncülük yaptığını belirterek, bu etkinlikleri arttıracaklarını söyledi.
Haberin Devamı >>
Share
Tweet
Forward
Copyright © 2015 none, All rights reserved.

unsubscribe from this list    update subscription preferences

Email Marketing Powered by MailChimp